
İnsan bazen kendini başkalarının ördüğü duvarlarda değil, kendi içinde ördüğü ince katmanlarda kaybeder. Her korku, her suskunluk, her vazgeçiş görünmez bir ipliğe dönüşür; zamanla tenine öyle usulca yerleşir ki, onunla doğduğunu sanırsın.
Fakat hiçbir ağ sonsuza kadar taşıyamaz.
Bir gün insan, kendisini saranın kaderi değil, çoktan terk edilmiş bir ağ olduğunu farkeder.
İşte dönüşüm, tam o anda başlar.