
Bazı dokunuşlar sevgiye benzeyerek gelir.
Önce yönünü değiştirir, sonra sesini. En sonunda sana senden başka herkes dokunur, sen ise bunun ne zaman başladığını hatırlayamazsın.
Başkalarının elleri seni sarmalar, varlığını sessizce kuşatırcasına. Ama gözlerinde hâlâ kimsenin ulaşamadığı küçük bir ateş varlığını korur.
Çünkü insanı ayakta tutan özgür olması değil, içinde hâlâ kendine ait bir bakış taşıyabilmesidir. O bakış söndüğünde, geriye yalnızca başkalarının şekillendirdiği bir sen kalır.
Fakat hiçbir ağ sonsuza kadar taşıyamaz.
Bir gün insan, kendisini saranın kaderi değil, çoktan terk edilmiş bir ağ olduğunu farkeder.
İşte dönüşüm, tam o anda başlar.